Translate

Translate

Aug 13, 2009

Indonesia / 2009

Thailand - Malaysia - Indonesia. 2009



Sevgili Arkadaslar.

Evet uzunca bir sure sesim solugum cikmadi. Aralik basinda geldigim Thailand'daki Koh Samui adasinda guzel gunler gecirdim. Hakikaten internetten ve bisikletten uzak tam bir tatildi. Internetten uzaklik beni bayagi bir dinlendirdi zira bazi forumlardaki anlamsiz tartismalar isin tadini kacirmisti:)
Oncelikle dogu Asya gezilerim ile bazi arkadaslarin yonunu doguya cevirmesinden son derece mutluyum. Evrim Yigit, arkadan Umit Bozyilan sonra Istanbul'dan Hasan ve Ugur arkadaslarin bisikletin yonunu Thailand'a cevirmesi buyuk bir mutluluk benim icin.
Birgun bir de bakmisiz ki gruplar halinde geliyoruz, hic vize sorunu filan olmayan guler yuzlu insanlarin ulkesine.
Su anda cok islek bir caddenin uzerindeki internet kafeden yaziyorum. Pencereler ardina kadar acik. Konu Turkiye'ye gelince bir karsilastirma yapmak zorunda kaldim: Neyin eksikligini hissettim biliyormusunuz: KORNA SESLERININ :). Cok ilginc sadece motor sesleri duyuluyor. Umarim birgun onu da halleder insanoglu.
Simdi gelelim neler yaptigima:
Oncelikle tura cikmadan birkac gun once soyle yukum olmadan dolastim burada kaldigim Koh Samui adasini. Ada'da sahil boyunca yaptigim tur 90 km'ydi. Sicakta pedallamayi bayagi ozlemisim
Simdi bakayim notlarima. Tabii ki tur boyunca hergun internet bulmak pek kolay degil, bazen insanin cani da istemiyor hani onca yorgunlugun uzerine. Otel ara, restaurant ara, hava karariyor bir yandan....

23. Ocak Cumartesi. Koh Samui - Sichon..... 92 km
Hava 32-33 Derece
Dun yasgunum olmasina ragmen sakin bir gece gecirdim.
Ilk gun en onemlisi yuklerin dengeli oturup oturmamasi ve bir de cantalardan birsey gerekli olunca neyin nerde oldugunu bulabilmek
Hersey yolunda gozukuyor. Oncelikle 30 km ilerdeki Ferry limanina oradan da 2 saatlik bir yolculuk sonucu ana karaya ulastim. Maalesef bisiklete de motosiklet parasi aldilar yolculuk icin. Ha bu arada Ferry gozumun onunden hareket etti, belki bir dakika ile kacirdim.
Ancaaak tatile basladik aceleye ne gerek var, tadini cikar saatlerin, gelecek ferry ile gidersin bir saat sonra. Bak huzurlu bir oglen yemegi icin ne guzel firsat diyerek pedalladim bir restauranta. Restaurant degilde aslinda cadde kenarinda kurulmus, ev hanimlarinin yemek pisirdigi 2 masa 5 sandalyeli yerler.
Tura cikmadan once kopeklere karsi plastik su borusundan gosterisli fakat cok hafif bir sopa dizayn ettim ve daha ilk kilometrelerde faydasini gordum. Sopayi kaldirmak yetiyor kopekleri durdurmaya, vurmaya filan gerek kalmiyor. Iyiki de kalmiyor
Yoldaki ilk gozlemlerim: 6 -7 tane olmus, sadece birisi canli yilan gormek oldu. Hele bir tanesi 2 metrenin uzerindeydi.
Thailand'da Bangkok'un guneyi dumduz, sicak haric pek zorluk yok birde yalniz olunca insan ilk gunler aci bir kahve ariyor.
Aksam ustu vardigim plaj sadece Tayland'lilarla dolu. Batili turistler daha burayi istila etmemisler. Plajda hekesin odak noktasi oldum sayilir. Herkes hello filan bir iletisim kurmaya calisiyor.
Deniz kiyisinda kaldigim iki kisilik klimali bangolow ise sadece 18 TL idi. Burayi secmek icin diger bir onemli neden.
Arkadaslar karnim acikmaya basladi.. musadenizle yakinda devam etmek umuduyla.
Not: Biliyorum resimsiz notlar tuzu biberi olmayan corbaya benziyor. Firsat buldugum ilk anda onlarda gelecek. Bu arada yillardir disarlarda oldugum icin Turkcem pek akici olmayabilir ve birde yabanci klavyenin dezavantaji var. Ayrica Turk Telekom "You Tube" da oldugu gibi benim web sayfasinida afaroz etmis. Sadece benimkini degil tum webs.com sayfalarini. Girmek isterseniz artik "Vtunnel.com"'lu yollari filan deneyebilirsiniz. Ya da Basbakanimiza sorun o daha bircok yol biliyormus
Sevgi ve selamlar








Tum gece maymunlarin catida tepistigi sirin bungalow'um.







Iste bu da benim nisanlim . Teknik ayrintilarini bilmek isterseniz. Guzel mi guzel, akillimi akilli

Cannondale CAAD 2 Kadro: Ozellikle bu eski model kadroyu sectim. Pek hafif degil ama oldukca dayanikli hem de yuk icin uygun baglantilari var,
Catal: Cannondale Ultra light: Gidondan surus aninda kilitlenebildigi icin cok kullanisli.
Cantalar: Ortlieb ultra light. Aslinda cok hafif ama dayaniksiz. Ha bugun ha yarin son gunleri olabilir.
Lastikler: On: 1,2 " Arka 1.5" Onu ozellikle slick sectim. Nasilsa catal amortisorlu, fazla kalin lastige gerek yok. Zaten oyle dagda bayirda kullanmiyorum. Boylece surate katki sagliyor.
Kopek Sopasi: Simdiye kadar kullandigim en iyi alet. Pompanin takildigi yere miknatisla takiliyor. En onemli ozelligi yerinden cikarmasi an meselesi. Bir el atista hemen kullanilabilir hale geliyor, tekrar yerine takmasi da cok kolay. Ilerde seri uretimine baslayabilirim







Tum asyali gencler bir karaoke sanatcisi. Her yerde karaoke salonlari.




24 Ocak. Sichon - Nakhon Si Thamarat 75 km
Hava: 32-33 derece

Dun gece kaldigim yer o kadar guzeldi ki bu sabah isi aceleye getirmeyip soyle deniz kenarinda doya doya, sindire sindire bir kahvalti yaptim. Hatta bombos bir restaurant'ta bir omlet hazirlanmasi yarim saat surdugu icin bile sinirlenmedim. Belkide yumurtalari yoktu oncelikle bakkala gidip almis olabilirler.
Genellikle sabahlari eger mumkun olursa SIKI bir kahvalti yapiyorum sonra yol boyu ufak tefek atistiriyorum.
Nakhon Si Thamarat daha onceden de bildigim bir sehir. Hele sehrin tam ortasinda oyle muhtesem gorunuslu bir otel varki, cam kapilari siyah renkli. Giriste bir gorevlinin kapiyi acmasiyla tum o serin hava yuzunuze oyle bir carpiyor ki artik tekrar disari cikmak istemiyorsunuz. Bu dis ozelliklere ragmen odalar cok mutevazi ve bir gecelik ucret 12 TL. Eger iki kisi olsaniz masraf yari yariya dusecek.















Ayakkabilarimi tamir eden sempatik bir arkadas.




Bu amca arkadasimin dedesi, tam 86 yasinda ve uzun bir sure benim bisikletin basindan ayrilmadi. O da ozendi herhalde yollarda olmayi .
Tam son km'lere yaklasirken son bir saati yagmur altinda geciriyorum. Biraz serinlik iyi geldi.
Bu sehir harita uzerinde super gozukuyor ama icine girince pek oyle degil. Sehir merkezi degil de atrafi, deniz kenari guzel olmali herhalde.


Cocuklarin misketlerle oynadiklari degisik bir oyun.


Dostlarimi evde ziyaret etmek onlari cok sevindirdi.



Coconuts, hindistan cevizleri guney asyanin en onemli meyvelerinden.



Bugun yol boyunca o kadar meyve filan gordum ama hic canim istemedi, sadece tuzlu birseyler istiyor vucut. Burada adim basi kucuk bir market, bakkal karisimi "7/Eleven" magazalari var. Ve bir de tuzlu kabak cekirdekleri var ki her ugradigimda mutlaka bir paket bir de yesil kavrulmus tuzlu bakla almadan yapamiyorum.
Bu gece daha da bir farkettim ki vucudumun gunes goren yerleri aciyacak derecede kizarmis. Gunes koruyucusu krem icin verdigim para otel ucretinden daha pahaliydi, anlamsiz bir oranti
Bu gunlerde yol dumduz, tur baslangici icin ideal bir rota. Gecen sene Laos'un daglariyla baslayinca cok cok zorlanmistim.
Daha baslangic oldugu icin uzun yola hazirlikli degilim. 40-50 km'den sonra bikkinlik geliyor. Aslinda her sabah ilk olarak yaklasik bir 40 km durmadan gidiyorum ondan sonra her 20-30 km'de bir mola veriyorum. Bazen guzel bir dere veya gol kenarinda insan bir uzaninca bir daha yola koyulmak cok zor geliyor.

25 Ocak. Nakhon Si Thamarat - Ranot 128 km

Dun gece internet'ten Malezya'nin haritasini cikardim. Elimdeki normal Thailand haritasinda km'ler bile verilmemis.
Yola cikarken hemen kendime bir Hawai gomlegi aldim, soyle geniscene her tarafindan hava girsin diye.




Eski bir dost, hatiralarim canlandi.



74 km sonra deniz kenarinda bir kasabaya varinca tamam bu gece burada kalayim diyorum. Ancak saat daha 15 ve buldugum resort'da kimsecikler yok. Oda var ama in cin top oynuyor. Bu arada resort diyorum zira Thailand'lilar deniz kenarindaki pansiyonlara bile resort diyorlar
Sonra guneye dogru devam. Bir de baktim karsidan yuklu bir bisikletci geliyor. Turcular yolda karsilastigi zaman aksi yonde gitseler bile mutlaka durup biraz muhabbet ederler. Bu genellikle yalnizligi bir an olsun unutmak icin iyi bir yontem. Arkadas Hollanda'dan yola cikmis Turkiye, iran , Hindistan uzerinden Singapura ucmus. 6 ayda 9000 km yapmis. Bu arada hemen bos duran km saatini soruyorum, maalesef Dogu Beyazit'da cocuklar caldi cevabini alinca yuzum kizariyor ama zaten suratim gunesten o kadar kizarmis ki herhalde hic belli olmamistir. Ve bir yandan da uzuldum bu cocuk bisiklet hakkinda hic birsey bilmedigini inkar etti, o kadarki 9000 km boyunca sirt cantasini sirtina yuklenmis. On tasiyicilari oldugu halde on canta almamis ve tum yukunu arkaya tikistirmis. Biraz yardimci olmaya calistim. Ama genellikle bu batililar bize tepeden baktiklari icin fazla ukalalik yapmamaya calistim. Ne kadar yardimci olmaya calissam yine de bildiklerini okurlar. Turkleri pek ciddiye almazlar, bazilari haric. O da zamanla tecrube ede ede ogrensin.

Gunu 74 km sonra bitirmeyi dusunurken 128 km'yi bulmusum. Aslinda yol iyi oldugu icin fazla zorlanmiyorum. Sadece denizden ve sol onden gelen ruzgar haric hicbir sorun yok. Aksam carsida yemek yiyiyorum. Ayrica buranin marketlerinede kisaca degineyim. Hemen her sehirde geceleri bir meydanda genellikle kadinlarin ufak arabalar icinde restaurantlari var ve bunun yaninda sadece taze meyve suyu yapanlar. Tam ortada masalar, cesitli saticilardan aldiginiz yemekleri masalara getiriyorlar ve fiyatlar oldukca ucuz.

26 Ocak. Ranot - Songhla 99 km

Nerde soyle sabahlari domates, peynir, zeytin ve ekmekli kahvalti. Asya'da en cok aradigim seyler. Neyse hemen biskuitle kahvaltiyi gecistiriyorum. Bu sabah az daha hayatimin sayili hatalarindan birini yapiyordum. Tam oteli 10-15 m terketmistim, herseyi alip almadigimi soyle bir daha aklimdan geciriyordum ki, Amaaaan bel kemerim, icinde pasaport, kartlar, herseyin bulundugu bel cantasini otelde yastigin altinda unutmusum. Bir yandan da carsaf sari renkli oldugundan kamufle olmus gitmis benim onemli canta.
Bu sabah ilk 20 km nedense bitmek bilmedi. Oglen sut ile musli karisimi ilac gibi geliyor.. Daha sonra Koh Samui adasindan tanidigim bir arkadasim yol ustunde olan annesini ziyaret gelmis, illaki benim onlara ugramami istiyor. Ben de onu kiramadim. Iyiki de cep telefonu var haberlesiyoruz ve beni yol kenarinda bekliyorlar.
















27 Ocak. Songhla - Hat Yai 36 km
Ufff, uyaninca tum vucudumun yoruldugunu hissediyorum. Tesaduf eseri eski yikik dokuk binalar arasinda cok guzel Fransiz tipi bir cafe'yi kesfediyorum. Garson kiz benimle ingilizce konusabildigi icin oyle sevincli ki, diger arkadaslarina bakin nasil konusuyorum turistlerle diye bir havasi vardi ki sormayin. Oncelikle koca bir jasmin cayi demligi sirketten. O kadar guzeldi ki ikinciyi istemeden yapamadim. Guzel bir omlet ve sebzeli pilava odedigim para ise 3 TL den daha az. Burada genellikle turistlerin verdigi bahsis 1TL ve bu miktara bile oldukca minnettarlar.
Dun gece bugunu dinlenmeye ayirmistim ama yakindaki Hat Yai daha enteresan olabilir diyerek kisa bir yolculuk yapiyorum. Thailand'in guneyi tamamen halklarin kaynastigi bir yer. Burada Muslumanlar,, Cinliler, Malaylar ve Thailand'lilar bir arada yasiyor. Aslinda pek de baris icinde yasiyorlar sayilmaz, zira muslumanlar yillardan beri bagimsizlik icin mucadele veriyorlar. Hemen hergun bir yerlere bomba atiliyor. Yollarda polislerin kontrol noktalari bir hayli coktu. Hatta gecen sene motosikletlerde on sepet icinde herhangi birsey tasimayi bile yasaklamislardi. Aslinda bu sorunu yillardan beri yasayan bir ulkeden geldigim icin bu ugrasilarin bosuna oldugunu en iyi yolun bir arada SINIR kavrami olmadan baris icinde yasamak oldugunu dusunuyorum ama bu anlamsiz savas Thailand'in turizmi'de etkileyen en buyuk sorunu.
Simdi sicak yorgun bir gunun ardindan bir turcunun istedigi ne olabilir.

- Iyi bir dus, hele yagmurdan sonra sicak, gunes altinda gecen tum gunden sonra soguk olursa sanki colde su bulmus gibi sevinir insan,
- Tum gun boyunca hasret kalinan soguk bir bira,
- Eger Thailand'daysaniz SIKI bir masaj.
Ve dun gece 2 saat boyunca Burma'dan gelen celimsiz gozuken ama kuvvetli bir kadin beni bagittira bagittira tum kaslarimi sanki hamur gibi yogurdu. Ve dusunebiliyormusunuz ne kadar odedim 2 saat icin : 12 TL
Yanlis anlasilmasin, Thailand'da hekesin istedigi sekilde cesitli masajlar bulmak mumkun
Yarin ilk defa Malezya'ya gececegim. Buradan yaklasik 60 km guneyde. Bakalim orada neler beni bekliyor.
Bu arada bu yazilari siz oyle bir solukta okuyorsunuz ama benim oldukca bir vaktimi aldi bu satirlari yazabilmek. Ama yasadiklarimi sizlerle paylasmanin mutlulugu paha bicilemez.








Sevimli bir gumruk memuru.



Malezya'ya girdigim ilk gun, kimseciklerin olmadigi sakin bir parkta uc bayanla karsilastim. Benimle resim cektirmek istediler.
Tamam dedim bir tane de ben isterim. Bu arada bakalim su bayanlari soyle kendime dogru bir cekeyim dedim. Baktim hic bir itiraz yok. Tabiiki etrafta kimseciklerin olmamasi cesaretlendirmis olmali bu 21 yasindaki 3 kizimizi. Dort tanesini bir arada alma sozu aldim ve bir tebessumle veda ettim.



29. Ocak
Bugun Malezya'ya giris yaptim. Aksam yani simdi zor zar bir internet cafe bulabildim. Hatta bu pasajin diger bolumunde ikinci katta cafe'yi ararken baktim heryer terkedilmis karanlik gibi. Tam bu sirada disardan pasaji kilitleyen adami farkettim aslinda o beni farketti ve geceyi pasajda gecirme gibi bir durumu onlemis oldu. Hadi geceyi burada gecireyim ama otele bosuna para vermis olacagim.
Bu internet cafe o kadar eski bir yer ki cyclingtr'nin acilmasi bayagi bir uzun surunce neyse bu gece maillere bakmakla yetinecegim diye dusundum.
Ama Hakan arkadasimizin yaptigi hassas bir inceligi sayfa acilir acilmaz gorunce bayagi bir duygulandi. Cok cok tesekkurler Hakan'cigim. Sana Thailnd'cada : "Kap kun kap, mag mag"
Bir de Necati abimin yerini aldigim icin uzuldum ama diger sayfalarda onun resmini gorunce keyfim yerine geldi.

Arkadaslar yazdiginiz tum mesajlariniz icin toptan bir tesekkur yeterlimi bu aksam icin?

Hat Yai (Thailand ) - Kangar ( Malezya) 98 km
Bu sabah biraz erken cikayim diyorum ama iste otelde kalmanin en buyuk dezavantaji. Cadirda olsa insan 6 da ayakta oluyor.
Yola cikinca once musli ve sut ile bir kahvalti yapiyorum. Kahvalti aninda birisi yanima geldi ve devamli benimle konusmaya calisiyor. Cok sevdi benim aksiyonu. Kendisi gitarciymis, cat cut birseyler konustuk onun dilinde. Anlasabildigimiz tek konu "Smoke on the Water " Sarkisi oldu.
Bugun biraz sansliyim, gunlerdir on soldan esen ruzgar bu gun yon degistirdigim icin bana tam destek verdi.
58 km sonra SINIR'a geldim. SINIRLARDA ihmal etmemek lazim verecekleri kalis suresini sormaya. Musluman kiyafetini tam uygulamis bir memure'ye 60 gun kalmak istedigimi soyledim o da bana 90 gunluk vize verdi.
Burada insanlarin goruntusu tamamen degisti. Bayanlarin musluman olanlari tam kiyafet uygulamasi yapiyorlar. Malezyanin % 65 'i Malay musluman. Hatta son haftalarda " Allah " kelimesinin kiliselerde telafuz edilmesi yuzunden bir tartisma baslamisti. Anayasa mahkemesi bu kelimenin herkesin kullanabilecegine karar verdi. Haydiiiii 9 tane kiliseye molotof kokteyli, yanginlar filan. Aslinda bunlar disardan gorunenler. Bu gun ilk gunum oldugu icin pek yorum yapamayacagim. Ama sevgili site yoneticileri sadece bisiklet konusu olsun diyorlarsa o zaman konuyu daraltmam gerekecek. Biraz once girdigim alisveris merkezinde insanlari selamlamaya, gulumsemeye biraz cekindim dogrusu. Thailand'da boyle seyler cok dogal oldugu halde buranin kulturu belki hos karsilamayabilir.
Burada oteller biraz daha pahali. Bu gece ki odamda TV, klima ve dus olmadigi halde Thailand'da kaldigim en pahali otelden daha pahali. Genel gorunus olarak burasi biraz daha zengin gozukuyor.
Ah su anda bir resim koyabilseydim suraya ve 2 kizla yaptigim konusmayi aktarabilseydim. Ama resim olmadan konunun kavranmasi imkansiz gibi. Gelecek sefere daha iyi donanimli bir internet cafede, soz.
Saglik ve teknik olarak su ana kadar bir sorun yok sayilir. Sadece derilerim soyulmaya basladi ve tum gun gunes altinda kalmaktan insanin beyni sulaniyor ve tum gun boyunca sanki kafamin icinde bir bosluk olusuyor.
Yarindan itibaren herhangi bir yere varmaya amacim yok. Dort hafta burada gecirmeyi daha sonra Thailand'a donmeyi planliyorum. Evrim'cigim bu seruven seninki gibi oyle pek uzun olmayacak, uzgunum.
Cemal'cigim Guney Amerika turunda senden de, yakinda haberleri alma heyecani icindeyiz.

30 Ocak Sungai Pettani 124km
Bugun buyuk sayilabilecek sehirlerde hic durmadan sadece fotograf cekerek devam ediyorum. Tum yol boyunca evlerin olmadigi birkac kilometre gidemedim. Yol boyu yerlesim alani kilometrelerce. Ogle sicaginin arttigi saatlerde cardak altinda bir restaurant'ta 2 saat dinleniyorum. Aslinda oturdugum sandalye rahat olsaydi iki saat daha kalirdim. Bu arada cekilmez sicagi yandan gelen vantilatorun havasi biraz hafifletiyor. Sonradan 5 bira bardagi dolusu meyve suyu ictigim hesabi ederken ortaya cikiyor .

Bugun 70 km'den sonra teslim oldum ilk otele yerlesiyorum dedim ama Pettaniye yaklastikca hadi devam dedim, iyiki de demisim yoksa web sayfama resimlerini koydugum Thaipusat Hint festivalini kaciracakmisim. Sehre geldikten sonra bir 20 km daha otel aramakla gecti tum oteller dolu festival yuzunden. Neyse oldukca pahali olmasina ragmen penceresiz bir otel bulabildim, butce sarsildi, yarin kuru ekmek yemem gerekecek .Buralarda penceresiz otellere cok rastlaniyor. Sonra hemen festivale ve bir turlu geri donmek istemedi canim otele, o kadar yorgun oldugum halde. Sonuna kadar izledim tum olan biteni.


Mabetin etrafinda surune surune donen insanlar.





Bu arkadaslarin derisine ufak metal fincanlar igne ile saplanarak tutturulmuslar.











































































31 Ocak. Penang 44 km

Bu kent, aslinda buyuk bir ada, karsidan sanki buyuk bir akdeniz kenti gibi gozukuyor. Oldukca yuksek sevimsiz binalar. China Town, sehir merkezi o kadar sevimli ufak binalardan kurulmus ki, burada kalmama neden oluyor. Bu sehirde Thailand'da vizesi dolmus ve yeni vizeye gelmis bircok turist var. Ben de iki aylik vizemi buradan alacagim. Bu sehrin diger adida George Town, yani eski bir ingiliz koloni sehri.
Yemeklere gelince: Burada Cin, Malay ve Hindistan yemekleri ayri lokantalarda sunuluyor. Her millet kendi restaurantini sectigi gibi Cin'lileri tum lokantalarda gormek mumkun. Bir de Evrim sormustu: Burada din ve kultur geregi haddinden fazla et tuketildigi, insanlarin Thailand'lilara gore ne kadar dolgun olduklarindan belli .
Gece yemek yerken etraf tum basi kapali bayanlar ve sakallari uzun, takkeli erkek musterilerle doluyken, masalarin arasindan omuzlari askili kisa sortlu iki Cin'li bayan suzule suzule geciyor ama erkeklerin gozleri hanimlarinin yaninda mecburen masada kaliyor .
Neyse Thailand vizemi aldim. Hindistan festivalinin burada daha buyuk kutlandigini soylemislerdi ama son gun burada aradigimi bulamiyorum. Ufak dini bir konvoyu aksam 6da, 12 km sehir disindan tum gece boyunca yavas yavas sabaha kadar sehir merkezine getirdiler.
Yola ciktigim ilk gunden beri Endonezya aklimdaydi. Bugun seyehat acentelarina ferry'yi sordum. Endenozya'ya vize var ama sinirda 25 dolara veriyorlarmis. Ferry gidis gelis 75 dolar. Dedimki ilerde ne olur belli olmaz hayat surprizlerle dolu, hazir bu kadar yakindayim. Tamam aliyorum bileti. Yarin 9 da yolculuk Endonezyay'ya



















ENDONEZYA



3 Subat. Medan – 44 km

Bu sabah feribotla Sumatra’ya hareket ederken bisikletle gidecegim 58’inci ulkenin beni nasil karsilayacagini meraki icindeydim. 6 saatlik sakin bir yolculuktan sonra maalesef bizleri dogal giysileriyle essiz kumsallarda dans ederek karsilayan kizlari beklerken korkunc bir trafikle bogusmak zorunda kaldim. Gumrukteki gorevli bayagi bir bisiklet meraklisiydi, bisikletin tum parcalarini hayran hayran inceledi ve bana gidilecek en kolay yolu tarif etti sagolsun. Limandan 44 km uzakliktaki Medan sehrine pedallarken tum konsantrasyonumu toplamak zorundaydim. Trafik Hindistan’i aratmadi, motosikletler, arabalar, kamyonlar, yayalar dar bir yolu paylasmak zorundaydik. Sehre girdikten sonra daha onceden haritadan buldugum otele gitmek hayli guc oldu, sehirde dondum durdum. Hatta trafik polisleri bile haritaya bakinca once nerde oldugumuzu bulmakta zorluk cekiyorlardi.

Medan, 1900’lu yillarin basinda 35 bin nufuslu bir sehirden bugun 3 milyonluk bir sehre donusmus. Tabii bu kisa suredeki carpik sehirlesme sehri bir kesmekes haline getirmis.
Neyse caddeyi bulunca 3 otelden birini pahali bile olsa secmek zorunda kaldim. Bazen dusunuyorumda, ucuz otel ararken o yorgun halimle o amansiz trafikte kaza ihtimalim oldukca fazla, artik fazla dusunmeden kiyiyorum paraya.
Yemegi gorerek sectim bayagi bir aciydi herhalde cigerdi. Birde lokantada olginc bir olay: Garson iki kisinin oturdugu Masaya elinde yaklasik 10 cesit yemekle geldi ve masayi donatti. Vay be dedim adamlarda ne istah var. Ama hemen ardindan musterilerin seciminden sonra garson getirdiklerinin cogunu geri goturdu, sadece 2-3 tabak kaldi.
Yemekten sonra saat 10 gibi yataktayim.

4 Subat. Medan – Berastagi 85 km



Sabah yine o kesmekes trafikte yanlis secim sonucu sehri dolastim durdum. 37 km sonra yavas yavas evler azaldi ancak arabalar maalesef vizir vizir. Kamyonlar sanki omuzuma teget geciyor, yol cok dar. Cok dikkatli gitmem lazim. Sanki ip ustundeki canbaz gibi butun vucudum kivriliyor, asfalttan biraz asagida olan toprak yola dusmemeye calisiyorum. Bugun yolum tamamen yokus. 950m yukseklikte bir ara verip biskuit ve meyve yiyiyorum. Arada birseyler atistirmasam gozlerim karariyor. Zirveye yakin bir yerde maymunlar yol kenarlarinda insanlardan gelecek yiyecekleri bekliyorlar ancak biraz soluklandigimda hemen dislerini gosterip hirlamaya basliyorlar. 1300 m yukseklikten sonra yol son 6 km’de duzeliyor ve yorgun ayaklarima iyi geliyor. Gun boyunca kafam zonkladi durdu. Bayagi stresli bir gun yasadim ama kaldigim oteldeki calisanlarin ilgisi ve sebzeli aksam yemegi cok guzeldi.









































































































































































































































































































































Thailand - Malaysia - Indonesia. 2009